Çanakkale
Bence her yurttaşın hayatında bir kere gezip görmesi, havasının soluması gerekn bir yer Çanakkale. Tarihin en büyük ve kanlı savaşlarından birine adını veren bu güzel şehir; benim zihnime şehitlikleriyle, siperlerle, şehitler abidesiyle yerleşmiş durumdadır. Eminim pekçok kişi için bu geçerlidir. Sevgili kardeşim Cevahir Altındaş o havayı soluyanlardan, Çanakkale’yi görenlerden. Çanakkale’yi Anlamak diye güzel bir yazı yazmış ve yaşadıklarını, hissettiklerini paylaşmış.
Bendeniz ise 8.sınıfta okurken bir okul gezisi vesilesiyle Çanakkale’yi görme şansı elde ettim. Uzun ve yorucu bir otobüs yolculuğundan sonra Çanakkale’ye vardık. İlk önce Nusret mayın gemisini ziyaret ettıik. Tabi maketini ziyaret ettik. Deniz kıyısında bulunuyordu, şimdi hala orada mıdır bilemem. Ardından çarpışmaların yaşandığı cephelere girdik. Burada rehberimizin anlattığına göre, yani cephelere tam varmadan, bir yamaçta Türk askerleri yemek yiyormuş. Tam bu esnada devriye uçuşuna çıkan bir düşman uçağı bu 4-5 askerimizi farketmiş ve tepelerine bomba bırakmış. Askerlerimiz ne olduğunu anlamadan oracıkta şehit olmuş. Geziden sonra aklımda kalan en acıklı hatıralardan biri buydu.
Son zamanlarda ülkede tırmandırılan Türk-Kürt gerginliğine de değinmek istiyorum. Şehitlikleri gezerken gördüğüm önemli bir ayrıntı: Hakkari’den gelen 13-14 yaşındaki çocukla Aydın’dan gelen 16-17 yaşındaki çocuk arasında hiç fark yok. İkisi de koyun koyuna. Yaşımın küçük olmasına rağmen şehitlerin mezar taşlarını okuduğumda gözlerimin yaşardığını hatırlıyorum. Şimdi bile şu satırları yazarken gözlerim doluyor. Bu tarifsiz birşey. Bunu anlamak için mutlaka oraları ziyaret etmek gerekiyor.
Anlatmak istediğim pekçok şey var. Ama siz dediğim gibi Çanakkale’yi ziyaret edin. Gerekirse yemeyin içmeyin, dişinizden tırnağınızdan arttırın ama mutlaka oraları görün.
Bu vesileyle tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet ve minnet duygularıyla bir kere daha anıyoruz.
Yorum Yapın