Rezalet
Haber ilginç. Vatan Gazetesi yine örnek bir gazetecilik çalışmasına imza atmış ve türbanlı kızların üniversitedeki şenliklere nasıl katıldıklarını görüntülemiş. Helal olsun. Türkiye’nin aydınlık (!) geleceğine hizmet eden bu güzide insanlar topluluğu bence ödüllendirilmeli. Sayelerinde ülkemiz irtica belasından kurtulmuş ve gerici pis yobazlar (bu tabirlerle kimi kastettiklerini söylemeyeceğim) meydanın kendilerine kalmayacağını öğrenmiştirler (hiç sanmam
). Bu konuya girmişken hem başörtüsü hem adı geçen gazetenin hakkında iki üç kelam etmek isterim.
Bu ülkede son zamanlarda tırmandırılan irtica veya türban-başörtüsü sorunun farklı boyutları vardır. Mahalle baskısı ya da kutlu doğum gibi. Benim anlamadığım neden baskı yapan hep inanan kesim oluyor. Örneğin içki içen adam benim üzerimde baskı oluşturuyor olamaz mı? Neden namaz kılan adam kılmayan insanların üzerinde baskı oluşturuyor? Peki, kutlu doğum kutlandı diye irticanın hortladığını söyleyenlere ne demeli? Size ne kardeşim. Kimseyi rahatsız etmeden Peygamberimizin (sav) doğum gününü kutluyoruz. Ne yapalım,sarhoş olup onun bunun eşine, kızına mı sarkalım? Savunmalarına bakın: “Bundan bilmem kaç sene önce kutlu doğum diye birşey mi vardı.Yeni yeni şeyler uyduruyorlar”. Vardı efendim. Daha önce belirtmiştim yine söyleyeyim. Peygamberimizin (sav) doğumu, Mevlid Kandili hariç, belli zamanlarda bu topraklarda yüzyıllardır kutlandı. Olmadığını varsayalım. Evet biz icat ettik bunu ve Müslüman olan herkesi bu kutlamaya davet ettik, var mı ötesi?
Çarpıtılan olayların veya meselelerin bize fayda sağlamayacağı ortadayken bazıları hala birşeylerde diretmeye devam ediyor. Yaman çelişkiler neredeyse hayatımızın bir parçası oldu. Adamlar laikliği sorgulanamaz bulurken diğer tarafından Diyanet İşleri Başkanlığı adındaki kurumun bu devlette ne işe yaradığını ya da neden varolduğunu düşünmüyorlar. Aslında bundan rahatsızdırlar, fakat bunu sorgulamak yerine görmezlikten gelmek işlerine gelir. Bu hadise böyle devam eder gider. En son bir gazeteci eski gazetesinden ayrıldıktan sonra konuştu ve çarpıtmanın,ortalığı karıştırmanın nasıl yapıldığını tarif etti:
Öyle bir kanıyordu ki sanki insanlığım, Müslümanlığım ölüyordu içimde. Bir taraftan fotoğraf çekiyor bir taraftan da beni buraya namaz kılanların fotoğrafını çekmeye gönderene, ona haber verene, namaz kılmayı suçmuş gibi gösterenlere, onu imansız yetiştiren sisteme, öğretmenine, öğretmeyenine… Daha sonra aynı gruptan olduklarını tahmin ettiğim ve kadınlardan az ötede sofra kurmuş, biri ak sakallı hacı ikisi genç üç kişinin yanına yaklaşarak Allah’ın selamını verip aldım. Onlar da kıllanmıştı fotoğraf çekmemden. Hacı beni sofraya davet etti. Bağdaş kurup oturdum yanlarına. Doğrudan girdim konuya. Çünkü kadınlara yaptığım haberin masum olduğu yalanını söylemiştim ve bir başka yalanı yüreğim götürmezdi. ‘Hacı buraya niye geldim biliyor musun?’ diye sordum. Hacı ‘Bilmiyorum niye geldin evlat?’ dedi. Burada kara çarşaflı kadınlar topluca namaz kılıyormuş. Bunu görerek rahatsız olan biri bizim gazeteyi aramış. Benim müdür de beni gönderdi namaz kılan kara çarşaflı kadınları çekmem için. Ben buraya namaz kılan kara çarşaflı kadınları çekmeye geldim’ dedim. Hacı da ben de sustuk. Sonra hacı ‘O namaz kılanlar bizdik. Suç mu işledik namaz kılmakla?’ dedi. Diyecek bir şey bulamadım… (Yazının tamamı)
Bu sözleri söyleyen Vatan Gazetesi’nin eski muhabirlerinden Yüksel Göktürk. 15 yıllık gazeteci olan Göktürk, insanların nasıl belli yönlere çekildiğini çok güzel anlatmış. Kendisini açıksözlülüğünden dolayı kutluyorum. Adı geçen gazete ise ardarda imza attığı rezaletlerle gündemde. Önce İsmailağa Cemaati’nin hışmına uğrayan gazete, şimdilerde irtica haberleriyle gündeme geldi.

Harran Üniversitesi’nde yapılan bir şenliğe kapıdaki uyarıya rağmen başörtülü öğrenciler girmiş. Haberi buradan okuyabilirsiniz. Okuyucu yorumları ise genelde olumlu. Demekki yapılan tüm kışkırtma ve çarpıtmalara rağmen insanlar artık inanmıyor veya önemsemiyor. Bu arada güzel bir bilmece sormak istiyorum (Kaynak):
Bir bilmecem var arkadaşlar size!
Haydi sor, sor! dediğnizi duyar gibiyim..
Sorayım:
ÖSS’ ye giremez,
Üniversitede okuyamaz,
Kamusal alana giremez,
Yemin törenlerine alınmaz.
Memur olamaz,
İşçi olamaz,
Milletvekili olamaz,
Cumhurbaşkanı hiç olamaz,
Sistem için potansiyel tehlikedir!
Kimdir bu insanlar?İpucu mu istiyorsunuz?
1. İpucu : Vatanı için şehit olsun diye evlat büyütebilirler…
2. İpucu : Vatanı için elbette vergi verecektirler…
3. İpucu : Siyasiler için en değerli potansiyel vaat sebebi olabilirler…
4. İpucu : Peruk satıcılarının en değerli müşterileridir…
5. İpucu : Hep gözü yaşlı, hep gözü yaşlıdırlar…Kimdir bu insanlar?
Yaşananları tek kelime ile özetlemek ve rezalet demek yeterli iken bu kadar yazı yazdım ya, bu da ayrı bir rezalet konusu.
Bakalım daha neler göreceğiz…
11 May 2008, 12:08 pm tarihinde yazılmış.
Sayın hocam, yazı çok güzel olmuş.
Müsaadenle alıntı yapacağım.
11 May 2008, 5:16 pm tarihinde yazılmış.
@Hasan Fehmii: Daha güzel olabilirdi.ancak rahatsız olduğum için bu kadar yazdım. Gerisini catastrophe tamamladı sağolsun…
12 May 2008, 5:19 am tarihinde yazılmış.
[...] yoktur on irtica nedir?Ahsen on Kraliçenin Türkiye Ziya…Rezalet | Fırtına … on İrtica haberleri [...]
07 June 2008, 11:53 pm tarihinde yazılmış.
[...] önce “Rezalet” adlı yazıda bir kavram kullanılmıştı. Mahalle baskısı denen bu kavram hakkında yeni [...]